7 yılda tam 78 ülke gezen Türk fotoğrafçı

7 yılda 78 ülke gezerek, hem anılar biriktiriyorsunuz hem de gittiğiniz ülkelerden magnet koleksiyonunuz bulunuyor. Bize kendinizden ve seyahat …

7 yılda 78 ülke gezerek, hem anılar biriktiriyorsunuz hem de gittiğiniz ülkelerden magnet koleksiyonunuz bulunuyor. Bize kendinizden ve seyahat tutkunuzdan bahseder misiniz?

1973 Tavşanlı Doğumluyum. Aynı zamanda evli ve 2 çocuk babasıyım. İlkokulu Almanya’da orta ve liseyi İnegöl’de tamamladım. Uludağ Ü. İ.İ.B.F. İşletme mezunuyum. Aynı zamanda A.Ü. Fotoğraf ve Kameramanlık Y.O. mezunuyum.

Fotoğrafla tanışmam ortaokul yıllarına dayanıyor. Dijital teknolojinin gelişmesi ile ilk 2004 yılında Dslr Fotoğraf makinasına sahip oldum. İnegöl’ün duayen Fotoğrafçısı İbrahim Peynirci İle tanıştıktan sonra 2008 yılında İfsad’ı (İnegöl Fotoğraf Sanatı Derneği’ni) kurduk.

Bir Dönem İfsad Başkanlığını yürüttüm. Bu dönemde İnegölümüzün doğal zenginliğini Oylat Domaniç Boğazova fotoğraflarımızla çeşitli sosyal medyalarda paylaşarak tüm dikkatleri üzerimize çektik.

Başka bölgelerden gelen fotoğrafçı dostlarımızla tanıştık. Aynı zamanda çeşitli Fotoğraf Hocalarımızı davet ederek onların bilgilerinden ve tecrübelerinden yararlanarak fotoğraf okumaları gerçekleştirdik.

Günlük hayatın stres ve yorgunluğunu en güzel atma şekillerinden biri de doğada Fotoğraf çekmedir. Bu Fotoğraf çekimi fotoğraf aşkıyla birleşerek çemberi genişleterek 7 yıl önce uçak fobimi yenerek ilk yurtdışına çıktım. Fotoğrafçılık sayesinde dünyayı şimdilik 78 ülke gezmeme vesile olmuştur. Gezmelerimde gittiğim ülkelerin şehirlerin magnetlerini ve objelerini toplayarak yaşadığım güzel anıları hatırlıyorum. Gezilerimden kalan anılar, Fotoğraflar ve magnetlerdir. Fotoğrafçılığımı Stüdyo Olimpik adında Fotoğraf Stüdyo ile devam etmekteyim. Evliyim, 2 kız babasıyım. Eşime ve gezilerimde en çok bana katlanan gezi arkadaşım Ali Yeniay arkadaşıma teşekkür ederim.

Seyahat öncesi nasıl hazırlık yapıyorsunuz? Hem bir gezgin hem de bir fotoğrafçı olarak gideceğiniz ülkenin en güzel fotoğraf yerlerini araştırıp buna göre bir çalışma yapıyor musunuz ?

Benim gezi felsefem “ gezmek için fotoğraf değil Fotoğraf için gezmek” tir. Hazırlıklar ilk çıktığım yıllarda çok heyecanlı oluyordu. Çantalarımı günler öncesinden hazırlıyordum (Sonradan son gün hazırlanıyorum ). Makine ve Lenslerim ( geniş , normal, tele ile birlikte 10-15 kg). tripot ile bilgisayarım ve hard disk, yedek kartlarımı, şarj aletlerimi hazırlıyordum.

Gezeceğimiz yerleri önceden araştırıyordum. Gideceğim şehirlerin ve çevrelerin fotoğraf karelerine açılarına bakıyordum. Burada zamanla geziye bakış açım değişti. Bazen gittiğiniz ülkenin sokaklarında plansız şekilde doğaçlama ile fotoğraf çekmenin daha heyecanlı olduğunu fark ettim.

Daha fazla yer görelim diye aynı yolu dahi kullanmıyoruz. Normal çekilen fotoğraflardan daha faklı ve etkili nasıl fotoğraf çekerim araştırması içine giriyorum. Aynı yere 2. ye gittiğimde çok daha farklı ve üst düzeyde fotoğraflar çekiyorum ama ilkinin görmenin verdiği heyecanı vermemektedir.

Hızlı hareket etme anlamında valiz yerine sırt çantasını tercih ediyorum. Hayalim olan Dünyanın 7 yeni harikası (Çin Seddi , Taj Mahal, Petra, Roma Cellezium, Kurtarıcı İsa Heykeli , Machu Pichu, Chichen İtza) ve 1 Eski harikası ( Mısır Piramitleri ) ‘nı kendi projem kapsamında fotoğraflamayı başardım. Seyahatlerde en önemli maliyetlerden biri Uçak biletleridir.

O yüzden uzun mesafeli uçuşlarda mümkün olduğunca uzun süreli ve birkaç ülkeyi de kapsayacak şekilde bölgesel gezileri planlamak gerek. Mesela Meksika ile Küba’yı, Brezilya Arjantin ile , Kamboçya Vietnam ile, Amerika Kanada ile , Orta Amerika 7 ülkeyi Guatemala’dan Panama’ya kadar, Endonezya’yı Malezya ile beraber gezmiştim. Gezilerimde genelde tek veya 2-3 kişilik arkadaş grubumla seyahat ediyorum ama Çin seddini fotoğraflamak için mecburen bir tur şirketi ile gitmek zorunda kaldım. Çin seddini gezmek için tur programında 2 saatlik öğlen güneşinde olan bir program vardı . Fotoğraf kaygılarımı dikkate alarak turdan ayrılarak taksi bedeli ödeyerek tek başıma akşam ışığında fotoğraflamıştım.

Biliyorsunuz fotoğrafçı için en önemli unsur ışıktır. İyi bir fotoğraf için genelde sabahın erken saatleri veya öğleden sonraki saatleri tercih ediyorum. Bana göre dünyanın en güzel turkuaz gölü Moraine Lake ‘i önceden gidip yer keşfi yapmış ve sonraki gün sabaha karşı güneş doğmadan yerimi almıştım. Mekan sonradan selfie veya hatıra fotoğrafı çektirenlerle doluyor. Gideceğim yerlerin yüksek kale tepe gibi yerleri varsa önceden oralara çıkıp bölge hakkında genel fikir sahibi oluyorum. Hediyelik eşya satan yerlerde kartpostallarda fotoğraf için ipucu veriyor. İstediğim fotoğrafı çekesiye kadar da ister istemez stresli oluyorum.

Gittiğiniz Ülkelerden aldığınız bolca magnetiniz mevcut . Bu koleksiyona nasıl başladınız ? Şu anda ne kadar magnetiniz var ve onları nasıl muhafaza ediyorsunuz?

Herkesin bir hayali vardır. Benim de hayalim çoğu insan gibi dünyayı dolaşmaktı. Önceleri kendim bile bu kadar ülke dolaşacağımı hayal edememiştim. Gittiğim yerlerden en kolay alınan hediyelikler o yörenin objeleri, giysileri, magnetleriydi.

Yörenin kültürünü, sokaklarını, çarşılarını gezerken sırayla magnetlerini almaya başladım. Sonra tutkuya dönüştü. Başlardan ülke ülke alırken şehirden şehre farklılıklarını görünce şehir şehir almaya başladım. Buzdolabı dolunca magnetler için duvara ayrı plakalar yaptırdım. Zamanla duvarlarım dolunca iyi ki de almışım dedim. Yaklaşık 2000 civarındalar. Sadece magnet değil, tabaklar, sihirli küpler, ufak ev objeler, biblolar da var. Mesela Kuzey Kore Güney Kore plaka halinde sınır tellerini almıştım. İzlanda kumu , Endonezya sülfürik asit, Lut gölü tuzu, Sonraki şehirlerden alırım mantığının geçerli olmadığını anladığım için öncelik sıralarımda hemen magnetleri çantama koymak da vardır. Çin’de 1 tane ile 10 tane pazarlıkla fiyat olarak aynı iken Avrupa’da 1 adeti oldukça pahalıdır ve pazarlık olmaz. Fotoğraf hard disklerimden sonra en büyük hazinemdir.

Pandemi olmasaydı planlarınızda nereler vardı?

Avrupa’da İsviçre’yi henüz görmedim. Hallstatt ve Dolomiteler , Orta Asya Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan , İran , Avustralya Yeni Zelanda ve Arjantin Patagonyası vardı. Halen de var. Venezuela’daki Angel şelalesi 970 mt .den akan yer de aklımda ama güvenlik anlamında zor gözüküyor. Pasaportum’da Arjantin kaşesi olduğu halde başkentini ve şehirlerini gezmediğim için gezmiş saymıyorum. O bir eksikliktir. Aynı ülkelere 2 defa gitmek yerine gitmediğim görmediğim yerleri görmeyi tercih ediyorum. Gezilecek görülecek çok yer var daha.

Gittiğiniz ülkeler içinde sizi en etkileyen hangisiydi?

Bu soruya cevabım kategori şeklinde olacaktır. Doğa olarak Kanada, İzlanda, Norveç , Kültür ve yaşam çeşitliliği olarak Hindistan, din olarak 3 kutsal dinin merkezi Kudüs, eski uygarlık olarak Mısır, ilkel yaşam olarak Papua’daki Dani Kabilesi, Torajalar, Kuzey ışıkları olarak Abisko İsveç, Büyük göç Serengeti, insan rahatlığı anlamında Küba, teknoloji ile gelenekselliği birleştiren Japonya’yı sayabilirim. Ayrıca Avrupa’nın şehir tarihlerine sahip çıkmaları ve korumaları mesela Roma, Floransa gibi etkileyen yerlerdir.

Sosyal medyanın insanlar üzerinde çok fazla etkisi var. Yeri geliyor bir fotoğraf karesi üzerinden ülkeler , şehirler aşabiliyoruz. Siz de gittiğiniz yerleri instagram hesabınızdan paylaşıyorsunuz. Fotoğraflarınızla ilgili nasıl yorumlar alıyorsunuz ? İnsanlar en çok neyi merak ediyor?

Sosyal medyada beni tanıyanlar genelde artık benim fotoğraflarıma şaşırmıyorlar. Alıştılar artık. Hatta ‘sen hala burada mısın?’ esprisine muhatap oluyorum.

Fotoğraflarıma eleştiri yapılmasını çok önemsiyorum. Yeni tanıyanlardan ise ‘bunu sen mi çektin?’ sorusun muhatabı oluyorum. Herkesin gezerken öncelikleri vardır. Kimisi selfie çekmeyi ve paylaşmayı sever. Kimisi vlog çekmeyi , kimisi yemeklerini . Ben ise fotoğraflarımla ön planda olmayı önemsiyorum. Hiçbir fedakarlıktan çekinmiyorum.

Yeri geliyor Belize mavi delik için uçak kiraladım. Niagara, İguazu, Victoria şelalerinde helikopterden çekimler yaptım. Yeri geldi şarjımı unutmuşum yeni aleti aldım. Dslr Makinam kırıldı yeni makina aldım. Ünlü Bir Fotoğraf Hocası İyi bir fotoğraf için 4 unsur bir arada olması gerekir demişti. Bunlar zaman, istek, yetenek ve iyi bir makine . Bu felsefeyle fotoğraflarımı çekiyorum ve paylaşıyorum. Hikayesi olan fotoğraflardır. Emek ve alın teri harcanmış fotoğraflardır. Çoğu fotoğrafçı arkadaşlarıma gittiğim yerlerle ilgili bilgiler veriyorum. Takipçi sayılarına takılmıyorum. Beni takip edenlerin çoğu fotoğraf sevdalısı insanlar olduğunu biliyorum.

Ben ise fotoğraflarımla ön planda olmayı önemsiyorum. Hiçbir fedakarlıktan çekinmiyorum. Yeri geliyor Belize mavi delik için uçak kiraladım. Niagara, İguazu, Victoria şelalelerinde helikopterden çekimler yaptım. Yeri geldi şarjımı unutmuşum yeni aleti aldım.

Dslr Makinam kırıldı yeni makine aldım. Ünlü Bir Fotoğraf Hocası İyi bir fotoğraf için 4 unsur bir arada olması gerekir demişti. Bunlar zaman, istek, yetenek ve iyi bir makine . Bu felsefeyle fotoğraflarımı çekiyorum ve paylaşıyorum. Hikayesi olan fotoğraflardır. Emek ve alın teri harcanmış fotoğraflardır. Çoğu fotoğrafçı arkadaşlarıma gittiğim yerlerle ilgili bilgiler veriyorum. Takipçi sayılarına takılmıyorum. Beni takip edenlerin çoğu fotoğraf sevdalısı insanlar olduğunu biliyorum.

Yeni bir şehir turuna ilk nereden başlıyorsunuz? Oranın ilk meydanları mı yemek kültürü mü yoksa ara sokakları mı sizi çekiyor?

Nihai hedef olan yerleri araştırarak başlıyorum. Kale ise kale, meşhur neresi ise oraya ulaşımı nasıl sağlarız. Zamanımız var ise ışık şartlarını güneşe bakarak geliş açısına göre planlarım.

Eğer şehir içinde ise mümkün olduğunca merkeze yakın yerlerde konaklamayı lüks hotel yerine hostelde kalmayı tercih ediyorum. Akşamları sokaklarını rahat rahat geziyorum. İlave taksi ücreti ödenmiyor. Bazı ülkelerde Honduras, Brezilya’da Faveler’de ve Afrika’nın bazı ülkelerinde gece çıkmak tehlikelidir.

Güvenlik oldukça sıkıntılıdır. Mesela Rusya’da Trenden iner inmez güvenlik gerekçesi ile Kgb ajanları tarafından kapalı kapılar ardında sorguya tutulmam önemlidir. Meğer Rusya’nın en büyük donanması ordaymış ve turist gitmezmiş . Şimdi yeni yeni o yere destinasyon açıldı.

Yemek gurmeliğim yoktur. Mümkün olduğunca yöresel yemeklerini tercih ediyoruz ama tabiî ki damak tadı da önemlidir. Aklıma Nepal’den 26 saat külüstür otobüslerle Varanasi Hindistan yolculuğu geldi. Yanımızda Hindistan rupisi olmadığı için 5 TL ile 2 adet pet şişe su aldık ve boğazımızdaki tozları o sularla giderdik. Varanasi’de yanımızda getirdiğimiz sadece ekmek ve çikolata ile açlığımızı geçirmiştik.

Gezilerinizi finanse ederken bütçe ayarlamasını nasıl yapıyorsunuz ? harcamaları minimumda tutmak için seyahat tutkunlarına verebileceğiniz öneriler var mı ?

Uçak biletinden başlayalım. Çeşitli kampanya veya millerle aldığımız uçak biletleri en önemli maliyet giderlerinden birini oluşturuyor. O yüzden önceden bahsettiğim gibi birkaç ülkeyi de içine alacak şekilde ve süreyi uzun tutarak daha çok gezme ve yer görmeyi garantiliyoruz.

Eğer 3-4 kişi aynı kafa dengi gezi arkadaşlarınla gidersen ulaşım taksi maliyetini ve konaklama maliyetini düşürebiliriz. Mesela biz 4 arkadaş İsveç, Norveç Danimarka’yı kişi başı 600 Euro maliyetle gezmiştik. Gezmediğimiz yerde kalmamıştı. Halkın otobüslerine binip onların ortamlarında daha ucuza seyahat edebilirsiniz. Ama turist olduğunuzu bildiklerinde Ortadoğu’da , Afrika’da, Orta Amerika’da fiyatları hep yüksek belirtirler.

Ne kadar daha düşük ülkeler olursa o ülkelerde daha ucuza gezi planlayabiliriz. Mesela Uzakdoğu’da Hindistan , Tayland, Kamboçya’yı verebilirim. Gitmedim ama İran için de o örneği verebilirim. Vizeli ülkelerin vize maliyetlerini de mukayese etmek gerek. Avrupa’da eğer uzun süreli vize alınırsa 25 ülkeyi rahat rahat gezebilirsin. Orta Amerika ve Güney Amerika ülkeleri vize istemiyor . Son söz olarak önceliğimiz sağlıktır. Bunu en son gezimde Romanya’da dizimi kırdığımda anladım. Temennim, salgın hastalığın bir an önce bitmesi ve yeni seyahat yolculuklarımızın devam etmesidir.